Evde kitap okuma çoğu ailede uyku öncesi bir rutindir ve genellikle şöyle işler: yetişkin okur, çocuk dinler, kitap biter, ışık kapanır. Bu güzel bir rutindir. Ama çocuğun dilini ve düşünmesini en çok besleyen biçim bu değildir. Fark, çocuğa okumak ile çocukla okumak arasındadır.
Kural 1: Kitap bitmek zorunda değil
Bir kitabı sonuna kadar okumak, hedefin kendisi değildir. Çocuk bir sayfada takılıp “bu ne?” diye sorduğunda, o soru kitabın geri kalanından daha değerlidir. Sayfa üzerinde beş dakika konuşup kitabı yarım bırakmak, on sayfayı sessizce bitirmekten daha çok işe yarar.
Kural 2: Soru sorun, sınav yapmayın
Aradaki fark ince ama belirleyicidir. “Bu hangi renk?” bir sınavdır: cevabı zaten bilirsiniz ve çocuk da bunu sezer. “Sence tavşan neden kaçtı?” bir sohbettir: doğru cevabı siz de bilmiyorsunuz. İkinci tür sorular çocuğun cümlelerini uzatır, tahmin ve neden-sonuç kurmasını sağlar.
- “Sence sonra ne olacak?”
- “Sen olsan ne yapardın?”
- “Bu resimde başka ne görüyorsun?”
- “Bu sana neyi hatırlattı?”
Kural 3: Aynı kitabı tekrar tekrar okuyun
Çocuğun aynı kitabı kırkıncı kez istemesi yetişkini yorar; oysa bu tekrar, dil gelişiminin en verimli mekanizmalarından biridir. İlk okumada olay örgüsünü, ikincide ayrıntıları, beşincide sözcükleri, onuncuda ise kendi cümlelerini kurar. Tekrar sıkıcılık değil, derinleşmedir.
Son olarak bir rahatlama: okuma süresinin uzunluğu ölçüt değildir. Her gün on dakika, haftada bir gün kırk dakikadan iyidir. Ve kitap okuyamadığınız günlerde günü anlatmak, masalı uydurmak ya da resme bakıp konuşmak da aynı işi görür.
Birlikte okumanın asıl kazandırdığı şey kelime sayısı değildir: çocuk, düşüncelerinin bir yetişkin tarafından ciddiye alındığını öğrenir. Dil gelişimi bunun yan ürünüdür.
Çocukların gelişim yolculuğuna birlikte başlayalım.
NOVA ECE’yi okulunuzda keşfedin. Canlı demoda üç rolü de deneyin; kurulum gerektirmez.